Birlik Stratejik Araştırmalar Merkezi - BİRSAM

Şimdi Sıra PUTIN’de…

27 0cak 2015 tarihinde, "Yunanistan seçimlerinde SYRIZA'nın başarısının Modern Alman işgaline karşı bir ümit gibi göründüğünü, AB’nin, Hitlerin askeri ve silahıyla yapamadığını, AB söylemiyle gerçekleştirme projesi olduğunu söylemiştik.

Bu zafer üzerine de Türkiye’yi de içine alan eski tüfek solcuların, solun yeni lideri, solun dirilişi türünden çılgınca sevinçlerinin çok kısa süreceğini, bu günlerin CIPRAS’ın iyi günleri olduğunu, Yunanistan'ı SYRIZA’nın da kurtaramayacağını, çünkü SYRIZA'nın Yunanistan'a sağlayacağı hiçbir kaynağı olmadığını ifade etmiştik.

 

 

Bu bağlamda En kısa zamanda SYRIZA'nın hayal kırıklıklarının görüleceğini de ilave etmiştik ki bu hayal kırıklıklarının görülmesi için çok fazla zaman geçmesine gerek kalmadan, Yunanistan’da sorunlar, olaylar, iç karışıklıkların başlaması gecikmedi. Çünkü AB Projesi, Almanya'nın Akdeniz'e ve Karadeniz'e ulaşma ve Avrupa'nın tamamında başta Alman malları olmak üzere tüm AB mallarına uygulanan iç Gümrükleri kaldırma projesiydi.

 

 

AB ile Almanya, tüm Avrupa'da ki Alman mallarına uygulanan iç Gümrükleri kaldırmış ve böylece Alman mallarının satıldığı yeni yeni Avrupa ülkelerinde alt yapı masrafları yapmadan, o ülkelere AB üzerinden Gümrüksüz mal sokarak sıfır maliyetli muazzam karlar elde etmektedir. Böylece de Gümrüksüz mal soktuğu ülkelerin, Gümrüksüz Alman mallarıyla rekabet edemeyen yerli imalat sanayiini de bitirerek, AB içine kattığı ülkeleri Yunanistan örneğinde olduğu gibi modern bir şekilde sömürmekte ve fakirleştirmektedir.

 

 

Bunun üzerine de Yunanistan'ın bu durumdan kurtulmak için tek şansının sağlam bir kaynak ülke ya da ülkeler bulmasına bağlı olduğunu, bu ülkenin de Rusya olduğunu daha SYRİZA’nın zaferinden hemen sonra ifade etmiştik. Hatta o zaman, zaferden hemen sonra SYRIZA için yazılan methiyeleri bir kenara not edin ve bekleyin, bu methiyeler hüsrana döndüğünde, bu methiyeleri yazanlara bir daha bakın ve Türkiye'de AYDIN var mı acaba diye sorun" demiştik. Şimdi olaylar içinde kıvranan Yunanistan’ın bu durumu çok vakit geçmeden bizi haklı çıkardı.

 

 

Çünkü durum çok açık. Almanya’nın, Ukrayna’yı ve AB’ye dahil etme operasyonuna PUTİN, Yunanistan’da yıllarca siyaset yapıp bir yere gelemeyen CIPRAS’ı zafere götürecek desteği sağlayarak karşılık vermiştir. Zira PUTİN, şimdi Yunanistan ve kısa süre sonra da İspanya(bunu da yakında izlersiniz) ile AB’yi çatlatma peşindedir. CIPRAS, işte yukarıdaki öngörüleri haklı çıkarırcasına destek almak için Rusya’dadır. Yunan Maliye Bakanı, Rusya’dan finansal destek istemeyeceğini açıklamış. Sizce bu doğru mudur.

 

IMF’ye olan borcunun son gününe gelmiş Yunanistan acaba neden Rusya’ya gitmiştir. Çünkü bu ziyaret aslında 9 mayısta olacak şekilde planlanmıştı. Neden bu gezi IMF borcundan bir gün öncesine çekilerek gerçekleştiril miştir. Yunanistan, Rusya’dan borç istemeyecekse neden AB, herhangi bir ülke olan Yunanistan’ın bir yurt dışı gezisinden kaygılanmaktadır. AB, böyle kendi üyesi her ülkenin yurt dışı gezisinden kaygılanıyor muydu, daha önce. Bugüne kadar ödeyemediği 450 milyon euro’yu Yunanistan yarın nasıl ödeyecektir. Tabi, belki akıllara, hazırlamış kenara koymuştur çözümü de gelebilir. Peki o zaman AB niye kaygılanıyor ve Varoufakis neden AB’ye korkma aslanım, Rusya’dan para istemeyeceğiz şeklinde açıklama yapma zorunluluğu hisset miştir. Ya da Yunanistan her yurt dışı gezisine çıkarken AB’yi arayıp, “ bu ülkeden de para istemeyeceğiz rahat olun ” şeklinde geleneksel açıklama mı yapmaktadır.

 

 

Durum çok açık, Rusya, kendisine Ukrayna hamlesini yapan AB’yi şimdi Yunanistan ve daha sonra İspanya’yı karıştırarak karşılık vermektedir. Bu da PUTIN’in AB’ye yaptığı bir Çin işkencesidir adeta.

Prof. Dr. Ebubekir SOFUOĞLU