Birlik Stratejik Araştırmalar Merkezi - BİRSAM

Türk-Ermeni Diyaloğu Her Şeye Rağmen Devam Ediyor

Aram ABRAHAMYAN – Ermenistan Aravot Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Röportaj : Mehmet Fatih ÖZTARSU

 

Sizce Ermenistan’daki kitle iletişim organlarının Türk-Ermeni ilişkilerine etkisi nedir?

 

- Türkiye ile kıyaslarsak bence Ermenistan’daki kitle iletişim organlarının ilişkiler üzerinde büyük bir rolü bulunmamaktadır. Çünkü gördüğüm kadarıyla Türkiye’deki medya organları alınan kararlar üzerinde oldukça büyük etkiye sahip. Televizyon ve radyo başta olmak üzere kitle iletişim organları genel bir atmosfer oluşturur. Buradaki Azadlık Radyosu bundan hariçtir çünkü kendileri karar alıcıların söylemleri doğrultusunda hareket ederler. Bunun haricindeki organlar hükümetten yarı veya tam bağımsız olmayı başarmaktadırlar. Fakat Yerkir Medya’nın da bir farklılığı bulunuyor çünkü burası Türk-Ermeni ilişkilerinde ağırlığını hissettiren Taşnak Partisi’yle sıkı ilişkiler içerisinde. Tabii bunlara ek olarak yazılı ve internet basınının da etkilerine şahit oluyoruz. Fakat yine de tüm bunların yetkililer, siyasetçiler ve hükümet gibi karar alıcılar üzerinde herhangi bir tesiri olduğuna inanmıyorum. Bununla birlikte siyasi havayı da tartışmak gerekir ki, ben siyasi ilişkilerde de homojen bir yapı olduğuna inanmıyorum. Her şey sürekli değişiyor. Buna ayak uydurmak zorundayız.

 

Ermeni ve Türk halklarının ilişkilerin normalleştirilmesi konusundaki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

- Protokoller gündeme geldiğinde en çok tartışılan meselelerden biriydi bu. Bence yüzde elli-yüzde ellilik bir şema var ortada. Bir kısmı ilişkilerde kendilerine ait ön şart koşulmasının gerekli olduğunu ve soykırım meselesinin ele alınması gerektiğini savunuyor. Diğer kısmı ise herhangi bir ön şarta sahip olmadan ilişkilerin normalleşmesini istiyor. Bu toplum için çelişkili bir durum. Ben ikinci gruba dahilim. Fakat Türkiye’nin protokolleri askıya alacağı görüntüsü oluştuğu andan itibaren bir şey çok açık şekilde göründü. Bize göre artık yeni problemi Türkiye üretmişti. Bizden yana bir sıkıntı yoktu.

 

Peki bu aşamalar iki tarafın da ilişkiler konusunda yeterince istekli olduğunu gösteriyor mu? Yani zihindeki sınırlar açık mı?

 

- Bu zor bir soru. Türkiye’de pek çok kez bulunmuş birisi olarak Türk insanı için bu söylemem zor. Türkler’in yaklaşımını tam çözemiyorum. Gördüğüm kadarıyla Türkiye’de çok farklı yaklaşımlar var. Ortada bir görüşü geniş olan entellektüel elit gerçekliği var. Öte yandan, Ermenilere yönelik olarak siyasi havadan oldukça etkilenen ve görüşlerini buna göre şekillendiren bir genel insan profili bulunuyor. Peki Ermeniler nasıl? Şunu söylemek gerekir ki, protokoller gündeme geldiğinde Ermeni halkının kafasındaki bazı düşünceler değişmeye başladı. Fakat protokoller askıya alındı ve bu, Türkiye’deki barış karşıtları yüzünden oldu. İki tarafta da var olan bütün olumsuz düşünceler normalleşme sürecine yansıdı. Bence Ermeni tarafında köklü bir fikir değişikliğinin olmamasındaki esas sebep budur.

 

2010’daki Akdamar girişimiyle ilgili gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu Türk hükümetinin bir manevrası mıydı yoksa ilişkilerin normalleşmesi için atılan bir adım mı?

 

- Hem evet hem hayır. Uzunca bir zamandır bu kiliseye gidip ibadet etme konusunda bir problem vardı. Fakat buraya insanları siyaseten yönlendirmek bence yanlış. İkinci olarak, ayinden sonraki süreçte oradaki insanların yaklaşımıyla ilgili önemli birşey oldu. Orada Ermenice veya başka bir yabancı dilde ibadete başlandığında polisin buna müdahale ettiğini gördük. Bu, Türk tarafının bir eksikliği maalesef. Sadece izlenimlerimi söylüyorum çünkü ben orada değildim. “İbadet etmeyin” dendi. Bu, kilise gibi manevi bir ortamda olmaması gereken bir şeydi. Öte yandan, kilisenin ibadete açılması elbette ilişkiler açısından önemli bir adım. Özellikle Türkiye’nin konuyla ilgili farklı tutumlarıyla buna devam etmesine rağmen. Tabii haç sorunu da yaşandı. Kilise açıldı ancak haç aynı zaman dilimi içerisinde yerine konulamadı. Bunu da; kilisenin açılmasını ilk adım, haçın dikilmesini de ikinci adım olarak yorumladılar. Bu Türk siyasetinin bir yansımasıydı sadece.

 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

 

- Tarihi perspektiften baktığımızda konuyla ilgili olarak olumlu sinyaller alıyoruz. Çünkü şimdiye kadar iki komşu ülke bir araya gelemediler. Herhangi bir konu üzerinde anlaşma sağlayamadılar. Avrupa ülkeleri gibi birlikte yaşamak için, sınırların açılması ve ilişkilerin normalleştirilmesi için diyalog dahi kurulamamıştı. Fakat şu anda komşumuzun bu konuya ciddi bir hassasiyet gösterdiğine inanıyorum.