Birlik Stratejik Araştırmalar Merkezi - BİRSAM

“Türk-Ermeni İlişkilerinde Sivil Topluma İhtiyaç Var”

Ermeni gazeteci Araks Martirosyan’ın 168 Hours Gazetesi için BİRSAM, Türk-Ermeni Barış Araştırmaları Koordinatörü Mehmet Fatih Öztarsu ile yapmış olduğu röportaj.

Fatih bey, Ermeni soykırımının 100. yılındayız. Bildiğimiz gibi, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Ermeni mevkidaşı Sarkisyan’ı 24 Nisan’da Çanakkale’ye davet etmişti. Sarkisyan ise Türk-Ermeni protokollerini çektiğini açıklamıştı. Tüm bunlar ikili ilişkiler için ne ifade ediyor? Size Türkiye-Ermenistan normalleşme süreci hoşgörüsüz bir zemine mi taşındı? Türkiye’den yakın gelecekte ne gibi adımlar bekleyebiliriz?

 

Ben sürecin neden sadece siyasetçilere bağlı kaldığını anlamıyorum. Biz, Türkler ve Ermeniler olarak, karar alırken oldukça inişli çıkışlı bir zeminde hareket ediyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm liderleri 24 Nisan Çanakkale anmaları için davet etti. Diğer gün Sarkisyan protokolleri çektiğini açıkladı. Şu soruyu sormamız gerekiyor: Biz gerçekten barışı istiyor muyuz? Eğer cevap evetse, bunu sivil toplum üzerinden gerçekleştirebiliriz. Eğer hayırsa, sözlü savaşımıza siyasetçilerin yönlendirmesiyle devam edebiliriz. Türkiye ve Ermenistan’ın yakın gelecekteki uzlaşma durumu için iyimser değilim maalesef. İki taraftan da agresif söylemler yayılıyor ve gördüğüm kadarıyla milliyetçi duygular hiç olmadığı kadar yükselişe geçmiş. Sosyal tutumun neden bu kadar hızlı değiştiğini anlamamız gerekiyor.

 

Herhangi bir uzlaşı sağlanamaz mı?

 

Göründüğü kadarıyla iki ülke buna hazır değil. Statüko iki taraf için en iyi model olarak görülüyor.

 

Peki, ikili ilişkiler için yeni bir model oluşturulabilir mi?

 

Yeni model bence diyalog zemininde sivil faaliyetlerin geliştirilmesiyle oluşturulabilir. Şimdiye dek İstanbul ve Erivan’da çok sayıda buluşma gerçekleştirildi. Hatta Ermeniler artık Bayezid Meydanı’nda bile faaliyetler tertipleyebiliyor. Bu, sivil toplumun gücüdür. Fakat siyasetçiler ansızın ortaya çıkıp tüm emeği ziyan edebiliyorlar. Evet, önümüzde sadece iki yol olduğunu söyleyebiliriz: sivil toplum ve siyasi söylemler. Karar bizim.

 

Rusya’nın Ermenistan ve Kafkasya’ya yönelik baskın rolü biliniyor. Sizce Türkiye-Rusya ilişkilerinin Karabağ meselesi ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerine etkisi nasıldır?

 

Türkiye-Rusya ilişkileri büyük ölçüde enerji ve ticarete bağlı bir ortaklığı içerir. Türkiye doğalgaz konusunda neredeyse tamamen Rusya’ya bağımlıdır. Stratejik ortaklık ifadesini kullanabilir miyiz bilemiyorum fakat bu oyunda kazanan taraf sadece Rusya. Bu yüzden Türkiye’nin ne Ermeni meselesi ne de Karabağ meselesi için Rusya’ya bir baskı kurabilmesi söz konusu değildir. Bu yüzden Türkiye batı etkisinde olan bir yaklaşımla Ermenistan’a bakıyor. Karabağ ise ayrı bir konudur. Ankara bilindiği üzere Bakü’ye olan desteğini her zaman göstermiştir.

 

Sizce nükleer müzakerelerin bölgemize ne gibi bir etkisi olacak?

 

Bunun pek çok farklı etkisi şimdiden öngörülebilir. Özellikle İran’ın komşularıyla olan ilişkileri daha olumlu zeminde devam edecektir. Eğer bunun Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri yönünü düşünürsek, İran artık sürdürülebilir görüşmelerde aracı bile olabilir. Çünkü artık Batı’nın çoğu konuda daha fazla desteğini alabilecektir. Eskiden Batı etkisiyle İran’ın daha da arka planda kaldığını görüyorduk. Umarım Tahran bu durumu bölge barışı için fırsata çevirebilir. Bu geniş bir konu ve bölge barışı için farklı perspektifler sunulabilir.

 

Ermenistan’la ilgili bir roman yazdınız. İçeriği nedir?

 

Adı “Fedailer Devrimi” olan roman Türk edebiyatında Ermenistan’ı konu alan ilk eser olma özelliği taşıyor. Bir Türk ajanı olan Şevket Sami’nin Erivan’daki kayıp akrabalarını arama sürecinde devrimci bir grupla karşılaşmasını konu alıyor. Adı Fedailer Örgütü olan ve bünyesinde farklı muhalif figürleri barındıran grup yeni bir hükümet kurma amacını taşıyor. Şevket Sami de bu süreçte Fedailer Örgütü’ne yardımcı oluyor.

 

Roman boyunca Şevket Sami, Erivan’da âşık olduğu Asya’dan dolayı, soykırım meselesiyle ilgili bir muhasebe içerisine de giriyor.

 

Roman aksiyon dolu muhalefet mitingleri, Azerbaycan’la savaş ve Fedailer Örgütü’nün operasyonlarını içeren sürükleyici bir çalışma. Ayrıca Garegin Njdeh, Alparslan Türkeş, Levon Ter-Petrosyan, Paruyr Hayrikyan, patrik II. Karekin ve Jirayr Sefilyan gibi önemli Türk ve Ermeni figürler de romanda yer alıyor. Ermenilerin de mutlaka okumasını isterim.

 

Ermenicesi: http://168.am/2015/04/09/476881.html

 
BİRSAM Türk-Ermeni Barış Araştırmaları